Öğrenci Çalışmıyorsa Gerçekten Sadece Çalışmıyor mudur?

Masanın üzerinde açık bir kitap, yarım bırakılmış bir test ve birkaç kez ertelenmiş bir program…
Öğrenci çalışmak istiyor olabilir. Fakat masaya oturduğunda zihnini derse veremiyor, küçük bir aksaklıktan sonra bütün günü bırakıyor ya da denemede bildiklerini yapamıyor olabilir.
Dışarıdan bakıldığında görünen şey çoğu zaman aynıdır:
“İstese yapar.”
Bu cümle, karmaşık bir durumu hızlıca açıklıyormuş gibi görünebilir. Ardından tembellik, isteksizlik ve sorumsuzluk gibi kelimeler gelir. Böylece sorun çözülmüş olmaz ama en azından adı konmuş gibi hissedilir.
Oysa öğrencinin çalışamaması her zaman çalışmak istemediği anlamına gelmez.
Kaygı, yoğun stres, uyku sorunları, aile içindeki gerilim, başarısızlık korkusu veya uzun süredir devam eden yetersizlik hissi öğrencinin dikkatini ve çalışma düzenini etkileyebilir. Burada her aksamanın arkasında psikolojik bir sorun aramaktan söz etmiyorum. Fakat öğrencinin yaşadığı güçlükleri hiç hesaba katmadan yalnızca programına bakmak da eksik kalır.

Programın Hazır Olması Yetmez

Bir öğrenci derslerinde zorlandığında ilk çözüm genellikle yeni bir program hazırlamaktır.
Hangi gün hangi dersin çalışılacağı, kaç soru çözüleceği ve konuların ne zaman tamamlanacağı belirlenir. Kâğıt üzerinde oldukça düzenli görünen bu plan, öğrencinin gerçek hayatına uymayabilir.
Gece yeterince uyuyamayan, sınav sonuçlarını büyük bir başarısızlık gibi yaşayan veya evde sürekli ders yüzünden tartışan bir öğrencinin sorunu yalnızca plansızlık değildir.
Programın hazır olması, öğrencinin onu uygulamaya hazır olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle programdan önce öğrencinin günlük düzenine bakmak gerekir. Ne kadar süre gerçekten odaklanabiliyor? Hangi noktada çalışmayı bırakıyor? Deneme sınavlarından sonra toparlanması neden uzun sürüyor?
Beş saatlik ideal bir plan yerine iki saatlik uygulanabilir bir çalışma bazen daha sağlıklı bir başlangıçtır.

Neti Soruyoruz, Öğrenciyi Değil!

Sınav döneminde öğrenciye sıkça aynı sorular sorulur:
“Kaç net yaptın?”
“Programını bitirdin mi?”
“Bugün kaç saat çalıştın?”
Bunlar bütünüyle yanlış sorular değildir. Eğitim sürecinde takip ve sorumluluk önemlidir. Sorun, öğrencinin yalnızca bu cevaplarla değerlendirilmeye başlanmasıdır.
Neti sorulur ama sınav sırasında neden donup kaldığı pek merak edilmez. Kaç saat çalıştığı sorulur ama bu sürenin ne kadarında gerçekten odaklanabildiği konuşulmaz.
Böyle bir ortamda öğrenci, başarısızlığının yalnızca sonucunu değil, utancını da taşımaya başlayabilir. Özellikle sürekli eleştiriliyor veya başkalarıyla kıyaslanıyorsa, her sınav onun için bilgisinin değil, değerinin ölçüldüğü bir yere dönüşebilir.
Öğrencinin sorumluluğu elbette vardır. Çalışması, tekrar yapması ve alışkanlıklarını düzenlemesi gerekir. Fakat sorumluluk vermekle suçlamak aynı şey değildir.
“Tembel” kelimesi bazen öğrenciyi anlamaya çalışmaktan vazgeçmenin kolay bir yoluna dönüşür.

Bazı öğrenciler içine kapanır. Bazıları çabuk öfkelenir. Bazıları sürekli erteler. Dışarıdan başarılı görünen bir öğrenci ise küçük bir yanlışta kendisini ağır biçimde eleştirebilir.
Kaygı yaşayan öğrenci soruyu bilmediği için değil, hata yapmaktan korktuğu için yavaşlayabilir. Yoğun stres, okuduğunu anlamayı ve dikkati sürdürmeyi güçleştirebilir. Kendisine güveni azalan öğrenci ise başlamadan başarısız olacağını düşünüp çalışmayı erteleyebilir.

“Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde değişebilmem, ilginç bir paradokstur.”

Carl Rogers

Rogers’ın sözünü ettiği kabul, öğrencinin sorumluluklarından vazgeçmesi değildir. Önce nerede olduğunu dürüstçe görebilmesidir. Çünkü öğrenciyi gerçekte bulunduğu yerden değil, bulunması gerektiğini düşündüğümüz yerden başlatırsak hazırladığımız plan kısa sürede dağılır.
Bu yaklaşım öğrenciyi rahat bırakmak anlamına gelmez. Çalışma süreleri, deneme takibi, uyku düzeni, telefon kullanımı ve sorumlulukları yine konuşulur. Ancak öğrencinin taşıdığı yük de hesaba katılır.

Öğrencinin yanında durmak, her yaptığına hak vermek veya sorumluluklarını onun yerine üstlenmek değildir.
Bazen açıkça çalışmadığını söylemek, sınır koymak ve yapması gerekenleri hatırlatmak gerekir. Fakat bunu öğrenciyi küçümsemeden, başka çocuklarla kıyaslamadan ve geleceğine dair felaket senaryoları kurmadan yapmak mümkündür.
Öğrencinin daha düzenli çalışması, telefon kullanımını azaltması ve eksiklerini tamamlaması gerekebilir. Bunları yapabilmesi için yalnızca performansıyla değil, yaşadığı güçlüklerle birlikte görülmesi de gerekir.
Çünkü öğrenciden yalnızca sonuç beklediğimizde onu her zaman disipline etmiş olmayız.
Sadece yalnız bırakmış oluruz.

Öğrencinin çalışma düzenini yaşadığı güçlüklerle birlikte ele alan eğitim danışmanlığı süreci hakkında bilgi alabilirsiniz.

0 Yorum

Yorum bırak

Yorumunuz incelendikten sonra yayımlanır. E-posta adresiniz sitede görünmez.

Yorumunuz en az 20 karakter olmalıdır.

Adınız varsayılan olarak gizlenir. Kutucuğu işaretlemezseniz adınız “Ş**** K******” şeklinde görünür.